9. ''DOMİNO ETKİSİ''

SIFIR NOKTASI

0
18px

9. ''DOMİNO ETKİSİ''

239 görüntülenme

SIFIR NOKTASI 
9.''DOMİNO ETKİSİ''
Çocukken, kapının aralık kalan köşesine sinerek saatlerce babamı izlemek gibi bir alışkanlığım vardı.
Katı kuralları olan bir adamdı. Annem o sıralar bizimleydi ve erkenden uyurdu. En geç akşam onda yatakta olmalıydım babama göre. Ben ise uyumamak için çeşitli bahaneler sunmak konusunda ustaydım, hiçbiri sonucun önüne geçemezdi gerçi. Babam başımda kitap okuyup uykuya dalmamı beklerken ben de basitçe numara yapmakta bulmuştum çözümü; gözlerimi sıkıca yumarak gitmesi için saniyeleri saymak iyi iş görüyordu. Hâlbuki bildiğim rakam sayısı bile iki elin parmağı kadar var ya da yoktu. Daima başa dönerdim bu yüzden. Sıfır, bir, iki... altı, yedi ve nadiren sekiz. Tekrar dön sıfıra ve say yeniden, Aksa.
Sıfırı bile atlamadan sayan bir çocuk.
Kapının örtülen sesine kulak kesilir, adımlarının arkasında bıraktığı aşina olduğum sessizliği beklerdim. Birkaç saniye geçtikten sonra ise sabırsızca fırlardım yorganın arasından. Üst düzey meraklı bir çocuk olduğumu biliyordum. İz sürmek, keşfetmek en sevdiğim iki şeydi. Küçük aklımla her defasında kilit vurduğu çalışma odasının önünde bulurdum kendimi. Geceleri açılırdı o kapı ve babam masaya serili dosyalarını incelerdi. Ben de onu. Hayran hayran.
Bir defasında telefon görüşmesine şahit olmuştum hatta. Sözleri yeterince net olmasa da sesi kulaklarımda, dudaklarına götürdüğü sigaradan süzülen gri bulut hâlâ gözlerimin önündeydi.
“Hazan iki gündür yok, evin yolunu unuttu. Gün...” Zehir dolu bir sessizlik odayı kaplamıştı bir an. Birkaç cümle daha çıkmıştı dudaklarından ama hatırlamıyordum, tek bir şey dışında... “Bana bir şey olacak olursa...” Derin ve sıkıntılı bir nefesti aldığı. “O yapayalnız. “
Benden bahsediyordu. Bunu o yaşta bile biliyordum. Bilmediğim en keskin şeyi ise ilk kez sesinden dinliyordum. Bana masal anlatan sesinden bir kâbusu hafızama kazıyordum. Yapayalnız. Yalnız olunurdu. Tek başıma dört bir duvar arasında babamı beklerken yalnız olur ve beklerdim. En yalın hâliyle buydu öğrendiğim. Ama yapayalnız kalmak beş yaşına, o geceye kadar hiç duymadığım bir kelimeydi. Eğer şimdi olduğu gibi herhangi bir şekilde baban yaralandı, denmiş olsaydı bile sırtımı okşayan ve teskin edici cümleler kuran birinin varlığı olurdu yanımda. Zeliha abla veya babamın bir başka çalışma arkadaşı. Dost bildiği daha bambaşka insanlar... Belki de bu yüzden bu kelime ile tanışıklığım yoktu o zamanlar. Şimdi ise büsbütün farklı bir andaydım.
Bir arabada, karanlığın ortasında ileri atılan tekerlerin uğultusu dışında sağır edici bir sessizlik ile çevrelenmiştim. Üstelik, yanımda bir adam vardı. Yabancı da olsa vardı birileri. Yalnız hissetmeme gerek yoktu. Yapayalnız hissediyorsun ama. Telefon görüşmesi haricinde çenesini asla açmayan ve kapı önünde duvardan ifadesiyle karşıma dikilip o cümleleri etmesine rağmen vicdani bir belirti göstermeyen adamı düşünecek zaman mıydı gerçekten?
Paragraf Yorumları

Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz