23. ''HİSLER ve HASTALIKLI KABUSLAR''
0
NOKTASI
NOKTASI
23. "HİSLER ve HASTALIKLI KABUSLAR"
Uykuma çöken ağırlığın birçok nedeni olabilirdi. Huzursuzluk, sözlük anlamı olmalıydı. Bir türlü gözlerimi açamadığımı hissediyordum ama, karabasanlar kılık değiştirip daha büyük bir acıyla sarmalıyor sanki zihnimi. İllet gibi. Adi bir ritim tutturan kalbimin de sakinleştiremiyorum, en kötüsü ise kesinlikle bu. Hiçbir şekle bürünemeyen görüntüler kesik kesik ve yolumu kapatan pus ise karanlık.
Bir şekilde uyandım. Zorlukla aralanan gözlerimi ciğerlerime çektiğin sert bir nefes ile birlikte tavana diktiğimde sessizlik ve hafiften bir karanlık vardı etrafı saran. Dilim damağım kupkuruydu ve felaket kötü hissediyordum. Rüyada gördüğüm şey hakkında bir fikrim yoktu, yalnızca huzursuz hissettirdiği açıktı.
Yataktan çıkıp kendime gelebilmek için birkaç saniye duvarları süzerek bekledim. Ne kadar süredir uyuyordum? Hava gri gölgesini odaya düşürecek kadar kararmıştı, henüz tam anlamıyla akşam çökmemişti yine de. Akşam altı civarında olmalıydı saat. Tüm gecenin uykusuzluğunu deliksiz bir şekilde atmıştım belli ki ama hala uyuyabilirmişim gibi de hissediyordum.
Ter ile kaplandığım için banyoya geçip kısa bir duşa girdim. Su bedenimin her karışına dokunduğundan ferahlamış ve dinginleşmiş hissediyordum. On dakika sonunda kabinden çıkarak bulduğum bir havluya sarınıp yeniden odaya geçtim, siyah iç çamaşırlarımı giyindim önce hızla. Ardından altıma şortlu gecelik takımımı, üstüme ise üşüdüğümü hissettiğimden gri bir yelek geçirmiştim. Bir noktada şort giymem şart değildi ama iç güdüm dikkatini üzerimde istiyordu sadece. Başka bir şeye odaklanamayacağı kadar aklını alırdım umarım. Belki de, saçmalıktı. Umurumda değildi.
Ayaklarıma çoraplarımı da giydikten sonra saçlarımı havluya düzgünce sarmalayıp odadan çıktım sessizce. O odasında mıydı?
Bedenimi tek hamlede yatağa atıp üzerime bir dağ gibi serildiği oda onun odası olmalıydı. Ahlaksızdı ve benim de aklımı bulandırıyordu. Her neyse. Uyku düşkünü bir adam olmadığından uyuduğuna ihtimal vermiyordum ve bu sebepten alt katta olacağını düşünmüştüm. Öyle olmadı. Aşağı kata inip ortalarda onu göremeyince derin bir nefesle doldurdum ciğerlerimi, odasındaydı öyleyse.
Mutfağa geçtim sessizce. Dörtlü ocağın birine bırakılmış ağzı kapalı tavada bir menemen vardı ve midemin kazındığını da o an hissettim. Yemek yapmıştı, görüntüsü bile ağzımı sulandırıyordu. O yemiş miydi peki?
Kendime bir tabak hazırlayıp mutfak adasına geçerek yemeğimi yedim. Ardından bulaşıklarımı yıkayıp salona geçtiğimde televizyonu açmış, öylece ekranı izliyordum; ışıklar kapalıydı ve yalnızca holün ışığı loş bir aydınlık döşüyordu dört duvara.
© 2026 Gizem Yiğit. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz ve paylaşılamaz.
Bu bölüm telif hakkıyla korunmaktadır ve yazdırılamaz. © 2026 Gizem Yiğit
Paragraf Yorumları
Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz