3. ''KIRMIZI DÜĞÜM''
SIFIR NOKTASI
3.''KIRMIZI DÜĞÜM''
İnsanın karanlığa duyduğu muhtaçlık; bir çeşit mistik bir çekim, ürpertici bir hayranlık tanımını alabilir. Ya da bu tanışıklık; üç karanlık evrede var olduğu anne rahminde dokuz ay geçirip, dört tarafı karanlık toprağın altında çürümeye mahkûm olması ile bağlantılı.
Siyah bir örtü olduğu gerçek ya kusur gizler ya günah örtbas eder. Aldatıcı bir yanı, sığınak sanılan ölümcül bir yüzü var. İnsanı kendisi ile baş başa bırakır. En ızdırap dolu acılar gece yakalar insanı, kâbuslar geceleri bir çığ olur, karabasanlar çıkar ruhun savaş meydanına ve karanlıkta çıkar en büyük yanılgılar.
Karanlığın tonları olurdu. Renkleri, değişkenleri, yalancıları, yanıltıcıları... İnanırdım ki her karanlık sönebilirdi.
Gece çökerse gün beklenir, demekti. Karanlığı da ancak aydınlıklar boğabilirdi.
Gün. Bir karanlığa ömür biçebilir miydi? Kaç yerinden?
Gece yerindeydi ve yıldızlar ortada yoktu, gerçi ben de kaçtıkları o yere saklanmayı dilerdim. Beki de sadece, bu adamın olmadığı herhangi bir yerde olmayı isterdim. Güven aşılamak için verdiği kırmızı bağı sağ bileğime takıp düğümlesem bile, yol uzadıkça o bağın etkisi de aynı oranda sıfıra iniyordu ve sessizlik içinde akan her saniyenin hesabını sorar hâlde buluyordum kendimi.
Yol sessizlikle geçmişti. Aslında cevaplarını bilmek istediğim onlarca soru uçuşuyordu kafamın içinde. Gözetleyiciler, boynuma açılan yara, beni tanıyor olması... Yine de susmayı tercih etmiştim. Bir an önce, sorunsuz geçen zamanın sonunda eve ulaşıp mantıklı yanımla karar vererek olup bitenleri babama anlatmaktı tek derdim.
O bir Karalav’dı.
© 2026 Gizem Yiğit. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz ve paylaşılamaz.
Bu bölüm telif hakkıyla korunmaktadır ve yazdırılamaz. © 2026 Gizem Yiğit
Paragraf Yorumları
Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz