4. ''MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ''

SIFIR NOKTASI

1
18px

4. ''MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ''

241 görüntülenme

SIFIR NOKTASI 
4.''MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ''
Araba, karla kaplı kapının önüne doğru ilerledi ve sert bir manevrayla asfalt üzerinde kayarak bahçenin en köşe ucunda durdu. Kör bir sessizlik ve kor bir gece vardı aramızda.
“İn aşağı.”
Sertçe yutkundum. Tüm yol boyunca ağzımı açmama müsaade bile etmemişti. Sözlerime sağırdı şu an ve siniri, sabrının sınırında olduğunu gösterircesine kıpkırmızı kesilen yüzünde şekilleniyordu. Yan tarafa dönüp bakamıyordum bile. İlk kez bu yönüyle karşı karşıya kalmıştım ve ölü taklidi yapıp işin içinden sıyrılmak çok daha cezbediciydi.
Emniyet kemerini çıkardı, yerinden sökmüş bile olabilirdi. Kızgın olduğunun farkındaydım ama beni dinlemek için de hiçbir şey yapmamıştı. Ona doğru döndüm. Bakışları ölümcül iki çukurdu sanki, beklenti içinde bakıyordu bana.
Küçük bir çocukken, içimdeki yüksek duvarların arkasına geçmiş ve elime tutuşturulan boya kalemlerimle kendime bir dünya var etmiştim. Dışarıda kalanlar ve içimde kalanlar; başka insanlar ve bir avuçluk göğsüme diken olup batan acılar. 
İçime kapanık bir çocuktum. Annem bizi bırakıp gitmişti çünkü. Kendime gelememiş, sessizleşmekte bulmuştum çareyi. Biliyordum. Terk edilmiş bir çocuk kalbinde izi kalan açık yaralar taşırdı ve en çok gündüz, yara bantları saklasa da o yerleri, gözler kapandığı ilk anda kabuslarda kanarlardı. Oluk oluk yanar, içli içli ağlayışlarla uyanırdım ben de. 
O sıralarda altı yaşındaydım. Birkaç gece üst üste karabasanlarla tanıştığımdan altını ıslatan, savunmasız ve fazlaca sessiz bir çocuktum. Babam her anımda yanımdaydı; onun için bu hâlimi görmek ağırdı, hiç beklemeden bir çocuk psikoloğuna götürmüştü beni, bununla birlikte bahçemizin içinde senelerdir bizimle olan kocaman ağacın tepesine küçük bir ev kurmuş, bana oyun alanı da yaratmıştı.
O eve girerdim sık sık, duvarlarına yanaşır ve önünde bağdaş kurup oturur, köşe bucak sakladığım her şeyi boyalı kalemlerle dört bir yana yazar çizerdim. Her şeyi, tek tek. İçimde hissettiklerimi duvarlara döker, yalnız başıma orada saatlerce oturur ve babamın işten dönmesini dört gözle beklerdim. Kimsem yoktu çünkü. O yaşlarda fark edemesem de onun da kimsesi var sayılmazdı; yine de ben korkaktım ve bir gün babamın da gideceğini düşünen aklımla fark etmemem bir o kadar normaldi.
Paragraf Yorumları

Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz