4. KAÇAK

AYKIRI KIYILAR

1
18px

4. KAÇAK

137 görüntülenme

4. KAÇAK
Araba hızlı bir manevrayla durduğunda derin bir nefes alarak direksiyon başındaki babama çevirdim gözlerimi.
Yol boyuna ikimiz de inat edip tek bir kelime bile etmemiştik. Sinirini ve öfkesini ateşlemek istemiyordum. Hiçbir şekilde böyle anlaşamıyorduk çünkü; bu yönden babama çektiğim için sürekli zıtlaşıyorduk ve hiç de istemediğim bir şekilde bitiyordu tartışmalarımız. O yüzden, ilk kez sakin olmayı seçiyordum.
Motoru kapatıp doğruca aşağı indiğinde sebepsizce tedirgindim. Zaten telefonumu da vermemişti henüz. Ne yapacaktı? Öfkesini ve sinirini alt edebilecek bahaneleri ona göre geçirebilirdim kafamın içinden. Ama son derece ve hatta sinir bozacak kadar sakin görünüyordu o anlarda.
Arkasından indiğimde arabayı kilitledi ve ardından gözleri üzerime döndü. Saat öğle vaktine yaklaşırken kavurucu sıcak da çökmeye başlamıştı ve babamın bakışlarının kızgınlığı altında en ufak şeye bile tahammülüm kalmamıştı.
Kaşları yolu işaret ettiğinde derin bir soluk ile göğsümün içini doldurarak şişirdim. Kaşlarım çatıktı ve içimde tutamadığım kadar büyük bir tedirginlik taşıyordum. Babamın bu konuda keskin bir çizgisi vardı. Ablam ile görüşmek şurada dursun, o mesajları bile görecek olursa hayatı bana dar ederdi. Ve görmüştü de... telefonumu da vermemişti. Öyleyse... şimdiden zindandı.
Otelin çift kanatlı açık kapılarından içeri geçtiğimizde resepsiyonda ayakta dikilen Serkan'ı gördüm. Önde ben, arkada öfkesini her an daha da ifadesine döken babam ile girdiğimiz an gözleri üzerimize çevrildi. Kaşları bir anlık şaşırırcasına kalktı, ardından ne oluyor dercesine gözlerimden içeri uzandı.
Başımı iki yana salladım. Girişi geçerken bir şey söylemek gelmemişti içimden. Tüm müşterilerden ayrı, zemin katta oldukça geniş bir dairemiz vardı ve oraya gittiğimizi biliyordum. Kollarımı birbirine geçirerek omuzlarımı düşürdüğümde kahvaltı servislerinin açıldığını gördüm. Öyleyse saat sabah 10 civarlarında olmalıydı. Alt dudağıma dişlerimi geçirerek iç geçirdiğimde bakışlarımı önüme düşürdüm ve arka tarafa doğru yürüyerek kapının önüne geldiğimde kenarda bekleyerek babamın kapıyı açmasını bekledim. İçimden saniyeler sayıyordum.
Kapıyı açar açmaz kulpu itekleyerek önden geçmemi bekledi. Bir anlık babama dokundu bakışlarım. Gerçekten bu kadar katı olmasına anlam veremiyordum. Ablam ile ben aynı kişi değildik. Neden sanki ona dönüşecekmişim muamelesi yapıyordu ki?
Burnumdan sert bir nefes vererek oflayarak kapıdan içeri yürüdüğümde ''Oflama bak,'' dedi sinirle, kapıyı çarpmıştı aynı anda. ''Hem suçlu hem güçlü. Hanımefendiye bak sen!''
Paragraf Yorumları

Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz