18. KAÇAN ve KOVALAYAN
18. KAÇAN ve KOVALAYAN
''Antalya'ya gidiyorum… ait olduğum yere.''
Ben, buraya ait değilim. Kabul etmem biraz zaman aldı dürüst de olmak gerekirse. Hiç duymamam gereken kelimeleri duyduğumda aklım başıma geldi belki de ama... Acı vermek için yeterli duyduğum birkaç kelime.
Ben... hiçbir yere ait değilim. Tüm çabamı bir yere ait olabilmek için de vermedim gerçi. Ama başka insanların gözünde bir yere ait olarak kabul edildiğinde öyle çok bağlanıyorsun ki bu kavrama bir süre sonra fark etmeden kabul de ediyorsun bunu. Ta ki aynı yerden parçalanana kadar. Kovulana kadar. Zaten dar olan yerin bir imzayla sıkıştırılana kadar...
Salona doğru yürürken kafamın içerisinde kurulu dünya ters düz olmuş gibi başıma ağrılar giriyordu. Gidiyorsun işte Tamay. Birkaç gün üzüleceksin belki, kalbin çok kırık olduğundan daha uzun da sürebilir tabii ama atlatacaksın. Sonra da boşanacaksın… işte bu kadar basit.
''Ne?!'' Hızlı adımlarla peşimdeydi Yazgı. Koltuğun bir ucuna geçip oturduğumda o da tam yanıma yerleşmişti aceleci hareketlerle. ''Ne demek Antalya'ya gidiyorum?'' Kaşları endişeyle çatılmıştı. Gözlerimden içeri bakıyordu. ''Tamay... ne oldu?''
''Biraz nefes almaya ihtiyacım var,'' dedim kestirip atarak. ''İki saat sonra uçağım, sana bir şeyler ikram etmek isterdim ama vak-''
''Ay dur bir dakika,'' dedi biraz daha bana doğru yaklaşıp. ''Sorun ne? Ne oluyor?''
''Bir şey yok,'' dedim sadece.
''Azra meselesi mi?'' Yutkundu sertçe. ''İtalya'ya gittiğini bilmiyorduk hiçbirimiz. Tuğrul babam Asaf'a Azra'nın ayrı eve çıkma konusunu anlatırken Alin kendince uyarlamış. Yemin ederim, Tamay. Benim haberim sonradan oldu, böyle bir şey olsa senden saklar mıyım hiç? Sana kız kardeşim demişim ben, hiç kötülüğünü ister miyim? Araf'la konu-''
© 2026 Gizem Yiğit. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz ve paylaşılamaz.
Bu bölüm telif hakkıyla korunmaktadır ve yazdırılamaz. © 2026 Gizem Yiğit
Paragraf Yorumları
Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz