24. REHA ve REVA

AYKIRI KIYILAR

0
18px

24. REHA ve REVA

209 görüntülenme

24. REHA ve REVA
Savaşını verdiğim en büyük şeyin sorumlusuydu ablam.
Nida.
Onun yaptığı hatanın sonucunda evlilik yapacak kadar gözümü kararttığımdan belki de istemeden de olsa öfkelenirken buluyordum kendimi. Onları çoktan affetmiştim. Ya da hiç küsmemiştim. Sebebi aşık olmam mıydı bilmiyordum ama bugün hissettiğim duygularla kimseye kızgın kalamıyordum. Birkaç kişi hariç. Araf'ı düşündüğümde azalan türden bir öfke zaten hissettiğim... Ama insanın kaderi aynı döngüde işlemiyor muydu sonuçta? Ona bir şekilde aşık olmak benim kaderimse neden bunu sahte bir evlilik üzerinden seçmiş olmalıydım ki? Neden zorunda bırakılmış olmalıydım... Nida'ydı işte sorumlusu. Ve elbette onun acısını benden çıkaran babam.
Düşünüyordum da başka bir evrende ben okulumu bitireli çok olmamışken onunla bir mimarlık ofisinde tanışıyor olurduk muhtemelen. Tuğrul amca yakın dostunun kızı olduğumdan beni yanlarına almak isteyebilirdi hatta. Ben de hiç kötülük görmediğimden direkt balıklama atlardım zaten bu teklife. Araf Altemur'un da hala Altemur Holding'in en önemli üyesi olduğunu da tahmin edebiliyordum. Tabii Azra da onlardan henüz uzaklaşmamış olurdu öyle bir durumda... Araf'ın sinirine hakim olamayıp onu bir şekilde uzaklaştığını düşünmeye çalışıyordum buna rağmen. Her neyse. İş hayatına atılma süremi hesap edecek olursam taş çatlasın yirmi dört yaşında hala fazlaca hevesli ve heyecanlı bir şekilde yetişkinliğe yeni adım atmış bir dönemimdeyim. Otuzlarının başlarında olan Altemur'un tekine bu kez ofiste çarpıldığıma da eminim. Öyle bir senaryoda bir yıl içerisinde evlilik de düşünebilirdim mesela. Bu kez Araf'ın bana nasıl bir evlilik teklifi yapabileceğinin ihtimallerini düşünürken de buluyordum kendimi. Abartılı şeylerden hoşlanmazdım. Bunu bildiğinden sade bir şeyler seçmesini dileyebilirdim... ama işte bu noktada tamamen tıkandığımı da hissediyordum.
Evlen benimle, demesi hala yeterli geliyordu çünkü. Evlenme teklifi aldığım geceyi hislerimle beraber değiştirsem de ettiği anda yaşadığım şok kadar hiçbir ihtimalde şaşırmayacağımı biliyorum daha şimdiden. O yüzden teklifi değil, hislerimizi değiştirmeyi seçerdim. O bana, ben ona körkütük aşık bir vaziyette.
''Ben valizleri alırım, siz dairelerinize çıkabilirsiniz efendim.''
Engin'in sesi beni daldığım derinlerden çekip çıkardığında sertçe yutkunup bakışlarımı dikiz aynasına çıkardım. Aynı saniye Araf ile göz göze geldiğimizde içimi kalbime kadar alan bir ürperti ele geçirdi. Arka koltukta saatlerdir sürdürdüğüm sessizlikten dolayı kaşları çatıktı. Halbuki düşüncelerimin arasındaydım ve İstanbul'a geldiğimiz andan bu yana huzursuz hissettiğimden türlü türlü şeylere odaklanmaya çalışıyordum. Saatlerdir tek bir an bile yalnız kalmamıştık babam yüzünden. Sabahın erken saatinde İstanbul'a uçtuğumuzda Engin karşılamıştı bizi. Babam normal şartlarda ön koltuğa geçerdi ama inat eder gibi arka koltukta yanımdaydı. Araf ve Engin kısık sesle bir şeyler konuşsa da şirket hakkında olduğundan kulak vermemiştim. Saatlerdir uyumadığımdan uykusuzdum da.
Annem ablamın geleceğinden ve babamın haberi olmaması gerektiğini tembihledikten sonra ne yapacağımızı uzun uzun konuşmuş babamdan gizli odalarına çekilmiştik.
''Bence İstanbul iyi fikir,'' demişti annem karşımda sırtını yatak başlığına vermişken kolları önünde bir aradaydı. Tam karşısında oturuyordum ve telefonum elimdeydi. Araf'a cevap veriyordum bir yandan da. ''Babanı habersiz yakalamaktan başka çaremiz yok. Buraya gelmeden önce her şeyi halledin ki benim de kafam rahat olsun.''
Paragraf Yorumları

Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz