12. FENA HÂLDE BELA
12. FENA HÂLDE BELA
Gözlerimi araladığım saniye önümdeki pus bir süre dağılmadı. Zihnimde de bir miktar yoğunluk vardı.
Henüz ayılamadığımdan ya da uyku ve uyanıklık arasındaki o ince çizgiyi aşmak istemediğimden belki de, aralıklarla açık tutup kapadığım gözlerim sabah olduğuna da ikna olmuyordu. Her sabah olduğu gibi bu sabah da uyanmak eziyetti. Ne bedenen ne de zihnen kış günü hava bir türlü güne yüzünü göstermediğinden uyanmanın mümkünatı yoktu.
Odanın içerisi karanlığa boyanmış, etrafı ise keskin bir sessizlik kaplamıştı. Bir de hoş bir koku, ciğerlerimde savaş veren ve saklamak için daha derinden çektiğim erkeksi bir şey... parfüm? Kimin? Bir anlık kirpiklerim kırpıştı, çatılan kaşlarımın aşağısında aralanmak için zorlanan gözlerimi açıp bakışlarımı tavana diktiğimde kalbimin ritmi artık bozuktu. Çünkü bu kokuyu tanıyordum. Aylardır tanıyordum.
Dün gece zihnimde dönüp her saniyesi ile yankı bulduğunda başımı birden bir yana çevirdim ve tam da aradığım adamı buldum.
Araf Reha Altemur.
Benimle birlikte mi uyumuştu? Avuçlarımı yüzüme örterek birkaç saniye bu ânı idrak etmeye çabaladım. Tenime sürülen ateşin kalbimi bir çembere aldığını hissediyordum. Aynı yataktaydık. Aramızdaki mesafeyi hesap edecek kadar bakmamıştım ona, olduğum yerde kaskatı kesildiğimden kımıldayamıyordum. Üstü çıplaktı ama. Görmüştüm esmer tenini. Karanlıkta ne denli görebilirdim, bilmiyordum ama zihnim parçaları yerli yerine oturtuyordu. Yaz tatilinde yeterince görmüştüm çünkü. Utanç içinde kısık bir sesle inleyerek gözlerimi sıkıca kapattım ve alt dudağımı dişlerimin arasına yuvarladım. Ölebilirdim her an. Nasıl olabilirdi bu? Rahatsız olmamış mıydı?
Dün gece en son televizyona diktiğim gözlerimi açık tutmaya çalıştığımı hatırlıyordum. Sonrası ise zifiri karanlıktı. Beni buraya o mu getirmişti? Ya da bir anlık uyanıp odanın yolunu bularak yatağa mı devrilmiştim? Çünkü üstümde hâlâ elbisem duruyordu ve yakasının kaydığını da fark ediyordum. Titrek bir nefes alarak avuçlarımı yüzümden aşağı çektim. Yan gözlerle yanımda uzanan kocama baktığımda koca cüssesi ile yanımda, sırtüstü uyuduğunu görebildim. Sertçe yutkundum.
Dudaklarımı dişleyerek uzandığım yerden doğrulduğumda kalbimi alan titremeyle kendime kızmaya başlamıştım bile. Bana dün akşam çocuk demişti resmen. Neden böyle olmak zorundaydı ki mesela? Kaşlarım gevşeyerek yumuşadı; gençtim, kabul ediyordum bunu. Henüz yirmi birime basmamıştım, sayılı haftalar kalmış olsa da... Araf Altemur'un bu konuda ne düşündüğünü bilmiyordum ancak her ne kadar sahte bir evlilik yapmış olsak da, onun gözünde çocuk olarak kalmak istemediğimi biliyordum. Yaptıklarım, hatalarım ya da düşüncelerim bu sebepten değildi; sadece... yaşımın getirdikleriydi.
Avuç içlerimi iki yanıma yaslayıp yatağın içerisinde doğrulduğumda başucumdaki saate kaydı gözlerim. Karanlığın çekilmeme sebebi açıktı. Saat, 05.49'u gösteriyordu. Üstelik bugün hafta sonuydu. Aklımdan çıkmış olsa da nafileydi. Uyanmıştım bir kere. Yanımda uyuyan adamı gördüğüme göre uyuyamazdım da geri.
© 2026 Gizem Yiğit. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz ve paylaşılamaz.
Bu bölüm telif hakkıyla korunmaktadır ve yazdırılamaz. © 2026 Gizem Yiğit
Paragraf Yorumları
Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz