26. HESAPLAŞMA

AYKIRI KIYILAR

0
18px

26. HESAPLAŞMA

208 görüntülenme

26. HESAPLAŞMA
''Bizim canavarlara hiç benzemiyor abla bu,'' dedi Altay derin sessizliğin arasında, salonda uzun bir süredir çoğalan sessizlik kollarını öyle sıkı dolamıştı ki etrafımıza bir an irkilecek gibi oldum ama bakışlarımı yanımda oturan çocuğa çevirmek dışında bir şey yapmamıştım. Gözleri benim bile henüz yeni tanıştığım yeğenimin üzerinde dikkatle gidip geliyordu. ''Alin ve Kerem olsaydı ortalığı inletmişti şimdiye kadar... Aşırı usluymuş bu.''
''Tamay'a çekmiş,'' dedi Nida gülerek, gözlerim yeniden ona doğru çevrildiğinde nefesimi tutup bir sonraki an kucağındaki yeğenime baktım.
''Çok tatlı,'' diye fısıldadım masmavi gözlerine hafif bir tebessümle bakarken. ''İnsan gözlerini alamıyor.''
''Bizim yeğenler de ortaya karışık,'' dedi Altay gülerek. ''Alin abime, Kerem zibidisi de bana çekmiş... Öyle diyor annemler.''
Elimi çekinceyle uzatarak yeğenimin parmağına dokundum bir anlığına. Tamamen uykuya dalmasını bekliyorduk sessizce ve elbette babamın da gelmesini...
Nida evin kapısında belirdiği saniye sarsılan ifadesiyle asansörün önünde donakalmış, gözlerinde dalgalanan öfkenin ateşi arasında kaşlarını çatarak hızla sırtını dönmüş ve asansöre binmişti. İlk an ne yapacağımı bilemez bir hâlde telaş edecek olsam da Araf, ablamın yanında kalmamı tembih etmiş ve Engin'i de peşine takarak babamın arkasından gitmişti. Şoktan henüz sıyrılamamış bir şekilde Nida'yı salona almıştım ben de. Son yarım saattir öylece, düşünceli ve garip bir tavırla yeğenimi izliyordum. Elbette Altay'ın sayısız kelimeleri eşliğinde.
''Galiba babam beni affetmeyecek,'' dedi Nida omuzlarını düşürerek. Bakışlarını karşısına doğru kaçırdığında gözlerimle onu izliyor, yıllar içerisinde ne kadar değiştiğini düşünüyor ve bu değişimin içimde bıraktığı hissi kabullenmeye çalışıyordum. Sanki... biri tanıdığım, dip dibe günlerimi geçirdiğim ve neredeyse hayran olduğum ablamı benden göz göre göre çalmıştı. İlk kez buna bu kadar inanıyordum ve çok da eksik hissediyordum. Eski hâlinden eser yoktu. Hâlâ aynı güzellikteydi ama... daha farklı bakıyordu sanki. Bunun için herhangi bir tanım da bulamıyordum.
''Ona da zaman vermen gerek,'' diyebildim sesli bir nefes alarak. Gözlerimiz buluşunca kalbimden bir sızı geçti. Bakışlarındaki hüzün bulutlarına yakalanmıştım ani bir hızla. Elimi dizine indirdim usulca, destek verircesine sıktım. ''Biraz sakinleşsin... Seni dinler, abla. Nereye kadar kaçacak sanki?''
''Babamın ne kadar inat olduğunu bilmiyormuş gibi konuşma, Tamay,'' dedi Nida huzursuz bir şekilde yerinde kıpırdanarak. İfadesinin de sesinden bir farkı yoktu. Babamın vereceği tepkinin az çok farkındaydı ama yine de kafasında yüz kez aynı senaryoları kurup bozuyor gibi bakıyordu bana. ''Nasıl cesaret edip geldim ki buraya zaten? Kesin var ya... yüzüme bile bakmayacak benim.''
Paragraf Yorumları

Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz