8. ULUDAĞ
8. ULUDAĞ
Hazırladığım küçük valize iki gün için yetecek kadar kıyafet ve iç çamaşırı koyarken aklım hâlâ bulanıktı. Düşüncelerim çok fazla boyut değiştiriyordu; bir an kendimi öfkeyle valize kıyafet tıkıştırırken buluyordum, bir an sonra ise yaptığımın saçmalığı yüzünden kendime kızıp kıyafetlerimi daha düzenli bir şekilde bükmeye başlıyordum. Oldukça yavaştım, zamanı uzatmak istiyordum çünkü. Gece saat ikiyi geçmişti hâlbuki ve normal şartlarda kaçıncı rüyamı gördüğümü bile sayamazdım. Yorgunluktan erkenden sızıyordum her seferinde ama bu kez henüz uyuyamamıştım. Uyku namına bir şey yoktu gözümde. Sinirdendi. Bu sinirin tek sorumlusu ise Araf Altemur'du.
Bir an telefonum çalmaya başladığında oflayarak elimdekileri valizin içine yığıp yatağa oturdum ve telefonu elime aldım. Beş dakika önce Derin'e mesaj atmıştım. Uyuyor musun, yazmıştım yalnızca. Çünkü içim sıkılıyordu ve konuşabileceğim tek yakınım hâlâ oydu.
Görüntülü aramayı yanıtlayarak dirseklerimin üzerinde yatağa doğru uzandım ve doğruca ekrana baktım.
"Uyumamışsın," diyebildim sessizce, bir avucumu yanağıma koymuş destek alıyordum. Derin koyu kahverengi saçlarını tepesinde dağınık bir topuz yapmıştı ve yatağın içerisinde oturuyordu. Ela gözlerinde kemikten gözlükleri vardı. Çatık kaşları aşağısından beni süzdü uzun uzun.
"Ay Tamay ya! Aklım çıktı resmen!"
Kaşlarımı çattım sertçe. "Ne oldu?"
"Ödüm bokuma karıştı! Ne olacak?!" dedi homurdanarak. "Normalde bu saatte uyursun sen. Mesajını görür görmez telaştan seni bir arayışım var..."
Dudaklarım kıvrıldı, derin bir nefes çektim ciğerlerime. Derin bu hayatta kaybetmekten korktuğum nadir insanlardandı. "Bir şey olmadı," dedim silinen ifademle. "Canım sıkıldı... seninle konuşmak istedim sadece."
"Benimle konuşmak istedin sadece?"
© 2026 Gizem Yiğit. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz ve paylaşılamaz.
Bu bölüm telif hakkıyla korunmaktadır ve yazdırılamaz. © 2026 Gizem Yiğit
Paragraf Yorumları
Bir paragrafa tıklayarak yorum yapabilirsiniz